Kayıtlar

VEE VEDA ZAMANI GALAKSİ.

 Vee veda zamanı. Vedalar her zaman hüzünlüdür. Onunla yollarımız ilk olarak çalışmış olduğum hastanede çakışmıştı. 16.01.2017 günü nöbete gittiğimde daha birkaç aylık bebekti ve orada karşılaşmıştık. Hastane çalışanlarından birisi onu sahiplenmek için bir rehabilitasyon merkezinden (rehabilitasyon merkezinde doğduğu ve annesini orada kaybettiği için) almış, bir gece evinde misafir etmiş ama evindeki kedisi yüzünden bu sahiplenme kısa sürmüştü. Evdeki kedisi yeni bir arkadaşın gelmesinden rahatsız olmuştu sanırım. Onu aldığı yere teslim edeceğini söylediğinde, beni sahiplenmek istermisin dercesine gözlerimin içine bakıyor sessiz sessiz miyavlıyordu. O an onu evimizin bir üyesi olarak almanın çok güzel bir fikir olduğunu düşündüm. Zaten eşim ve çocuklarım da çok istiyorlardı. Sabah nöbet çıkışı birlikte eve geldik. Minik minik adımlarla evi tanımaya çalışıyordu. Hepimiz çok mutlu olmuştuk. Evimize çok farklı bir renk, hava, enerji, soluk katmıştı. Birlikte beş yıla yakın bir zaman g...

MİSAFİR

 Gözümüzü bir açtık sanki farklı bir yerdeyiz. Öncesinden eser yok. Yolda yürürken aniden düşen ve hayatlarını kaybeden insanları ilk önce televizyonlarda ve sosyal medyada görmeye başladık. Hastalanan insan sayısı, suya atılan bir taşın su yüzeyinde oluşturduğu dalga gibi giderek genişliyor ve hızla yayılıyordu. Korktuk. Artık çevremizde gülen yüzlerin sayısı günden güne azalmıştı. Anneyi, babayı, dost ve arkadaşları ziyaret etmemek, sarılmamak, öpmemek bir sevgi göstergesi haline geldi. Soluduğumuz havanın paradan, güzellikten ve  güçten daha değerli olduğunu anladık. Onu ciğerlerimize doldurabilmenin herşeyden daha önemli olduğunun farkına vardık. Ama üzerinde yaşadığımız mavi gezegende bizler için sıkıcı bir hale gelen yaşam diğerleri için çok daha güzeldi. Sadece insanlar evlerine kapandı ve hapsoldu. Ağaçlar, çiçekler, böcekler, hayvanlar bizsiz daha mutluydular. Onlar hayatlarına aynı şekilde devam ediyordu. Biz insanlar nefessiz kalırken doğa derin bir nefes almıştı. S...

KENDİNİ SEV

 Yeni bir güne günaydın de ve sevmeye önce kendinden başla... Birinin seni sevmesi için kendini yıpratma. Kendinden ödün verme. Sen sen olmaktan çıkarsın, bir başka sen olursun. Seni sevmesi için o küçücük sevginin peşinden koşma.Seni sevecek insan olduğun gibi sevmeli.Bunların hepsi belki de sevilmeme korkun yüzünden, sevgi açlığından dolayı küçük sevgiyi bile gözünde büyütmenden… Tüm bunlar için önce kendini  sevmelisin… Hayatımız boyunca, her şey değişebilir, herkes değişebilir, sevgin değişebilir. Ama kendine olan sevgin hep olsun ve hiç değişmesin. Yaşadığın sürece her an yanında olan, kalbine iyi bak. Kalbin en hassas yanın. O en duygusal kısmın. Sevgiyi bilen tek yönün. O yüzden kalbine iyi bak. Kendini sev.O herşeyi hisseder.Hayatın en temel ihtiyacı olan sevmeye önce kendinden başlamalısın.  Unutma! Senden bir tane daha yok. Çünkü sen özelsin… Kendi kıymetini bilmezsen, bir başkasının sana kıymet vermesini bekleme… Kendin ile barışık olmazsan bir başkasının senin...

KOŞUYORUM

Koşuyorum. Sevgiye, güzelliğe, mutluluğa, iyiliğe, insanlığa, hayallerime, geleceğe koşuyorum. Koşmak özgürlüktür. Zihninizle yapmış olduğunuz bir yolculuktur. İçinde bulunduğumuz hayatın üzerimize yıkmış olduğu stresin, işyerindeki ya da çevremizde yaptığımız kavgaların, tartışmaların, kırgınlıkların, küslüklerin ne kadar anlamsız olduğunu gösterir. Kötülüklerden, kavgalardan, iyi olmayan her şeyden, düşüncesizlikten kaçmaktır. Sizi düşünmeye iter. Kendi kendinizle konuşur, bir şeyler alıp satar, bir şeyleri yapıp yıkarsınız. Önyargılarınızdan uzaklaşır doğruları ve gerçekleri daha net görmeye başlarsınız. Yalancıların yalanlarını tekrar duyar, güler geçersiniz. Ama onlar halen sizi kandırdıklarını inandırdıklarını zannederler. İnsanlar artık ikiyüzlü değiller. Çok daha fazla yüzleri var. Onlar işlerine geldiği gibi konuşup davranırlar. Çok güzel analiz edebilirsin. Olayları uzaktan izlemek daha fazla görüş açısı ve bilgi kazandırır. Hayat sizin üzerinize gelmeye başladığında, omuzl...

OYUNCAK DÜKKANI VE BEN

Bir yıl olmuş bu hikayeyi yazalı kızım. Keyifle bir kez daha okudum. OYUNCAK DÜKKANI VE BEN      Her gün o son dersin zilini bekliyorum.Zil çaldığı anda çıkıp, Ali amcanın oyuncakçı dükkanına gidiyorum. Ali amcanın dükkanına girdikten sonra kendimi oyuncak bir bebek, peluş ayı ve arabalar gibi hissediyorum.Rengarenk oyuncakların içinde kayboluyorum. Peluş ayılar, helikopterler, kumandalı arabalar, bebekler ve daha birçok şey.      Ali amca beni çok sever, ben de onu çok severim. Oradaki açılmış oyuncaklarla oynamama izin verir. O rengarenk oyuncak bebeklerle oynamaya bayılırım. Oyuncak bebeğin pembe balo elbisesini giydirir, simli küpelerini takar, turuncu cüzdanını eline tutturup, beyaz simli ayakkabılarını giydirdikten sonra bebekle oynayarak uzun ve keyifli bir zaman geçiririm.      Ve yıllar sonra o dükkana tekrar geldim. Aradan tam onaltı yıl geçti. Ve hâlâ orası açıktı. Ne kadar mutlu olduğumu anlatmaya kelimeler yetmez. Açık olun...

Evlilik Sezonu

Yaz geldi ve sezon açıldı. Kimine göre tatil, kimine göre iş, kimine göre gezi, kimine göre de evlilik sezonu. Bunun gibi adlandırmaları çoğaltabiliriz. Evlilik iki farklı insanın ortak paydaların çoğunlukta olduğu bir ortamda, beraber hayatı paylaştığı, resmi bir niteliği de olan birlikteliktir. Aile olmanın ilk adımıdır. Evlilik kolay bir eylemdir ama asıl başarı ve zor olan ise onun  devamlılığını sağlamaktır. Zaten hiçbir başarı da  kolay elde edilmemiştir. Evliliği mutlu bir şekilde devam ettirmek başarı ise, bununda mutlaka zorlukları olacaktır. Ama öyle bir zaman öyle bir yere varılır ki, artık ayrılıkların konuşulduğu bir ilişkide eşlerin kendilerini mutlu hissetmeleri zordur. Her türlü zorlukta, anlaşmazlıklarda, istenilen yapılmadığında, hoşuna gitmeyen şeyler istenildiğinde ayrılığın kıyısına gelinir. Ayrılık sözleri tek taraflı olarak  yükselmeye başlar. Eğer çift taraflı yükseliyorsa o zaman  SON yakındır. Genelde ayrılık sözleri eden kişi değil de, çöz...

Dosdoğru Olmak.

Bu sabah koşarken siyah bir arkadaşla karşılaştım. Selamlaşıp biraz muhabbet etmeye çalıştım. Rahatını bozmaya hiç niyeti yoktu ve  muhabbet etmeyi de pek sevmiyordu. Ona bir hikaye anlattım. Beni sessizce ve dikkatli bir şekilde dinledi. Sonrasında da  vedalaşıp yoluma devam ettim. Ne zaman bir yılan görsem hep şu hikaye aklıma gelir.      Zamanın birinde bir tilkiyle yılan arkadaş olmuşlar.  Sürekli beraber gezerlermiş. Bir gün yine gezmeye çıktıklarında kendilerini bir ırmağın kenarında bulurlar. Tilkinin karşıya geçme arzusu üzerine yılan tilkiye “Tilki kardeş! Ben yüzme bilmem. Beni sırtına al da karşı kıyıya beraber geçelim!” der. Tilki yılanın iyi niyetinden şüphe etmez ve arkadaşının teklifini kabul eder. Yılan tilkinin beline sarılır, o da ırmağa girip yüzmeye başlar. Tam karşı kıyıya varmak üzereyken yılan tilkinin vücudunu sıkmaya başlar, tilkinin nefesi kesilmek üzeredir. Tilki “Yılan kardeş nefes alamıyorum, sana yaptığım iyiliklerin karşıl...

Mutluluk içimizde.

Hayatımızın her döneminde iş ya da özel hayatımızda her ne yaparsak yapalım,mutlu olabilmek için yaparız.İnsan mutsuz olabilmek için birşey yapar mı?Tabiki yapmaz.Amaç mutluluktur,yaşamdan keyif almaktır.Aslında mutluluk dış dünyamızın bize sundukları ile değil,beynimizin dış dünyayı nasıl algıladığı ile ilgilidir. Mutluluk için vücudumuzda dopamin,endorfin,serotonin hormonlarımızın yeterli miktarda salgılanması gerekir.Bu hormonlar da en çok stres tarafından tüketilir.Stresten uzak bir hayat yaşamaya çalışmalıyız. Mutluluk yolunu kendimiz yaratmalıyız.Yani bizi mutlu eden kişi yine biz olmalıyız.O böyle yaparsa ben mutlu olurum dediğimiz an mutsuzluğun kapısını araladığımız andır.Bize verilenlerin değil bizim verdiklerimiz üzerine kurulu bir yaşam gerçek mutluluğu bizlere getirir.İnsanlara ,hayvanlara tüm canlılara yardım etmeliyiz. Unutmamamız gereken birşey var.Mutluluk bizim içimizde...

Mutluluk

Eflatun'a iki soru sormuşlar. Birincisi; "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir? Eflatun tek tek sıralamış; - Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki büyüdüklerinde çocukluklarını özlerler... - Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de kazandıklarını öderler... - Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü, ne de yarını yaşarlar... - Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler... Sıra gelmiş ikinci soruya; "Peki sen ne öneriyorsun?" Efaltun yine sıralamış; - Kimseye kendinizi SEVDİRMEYE kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi SEVİLMEYE bırakmaktır. - Önemli olan;hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil, "en az şeye ihtiyaç duymaktır." Mutluluğu, sevgiyi, iyi ve güzel bir hayatı "çok"larda, dışarıda, duyguların ötesinde aradığımız şu çağda, MÖ 427 - 347 yılları arasında yaşamış Antik/Klasik Yunan filoz...

Kararlılık

Nasıl ve ne zaman öleceğimize biz karar veremeyiz.Ama nasıl yaşayacağımızı kendimiz belirleriz.  Üniversitenin birinde derse giren profesör,bir tahta kutusunun içerisine fare koyar ve kutuyu kapatır.3 gün sonra tekrar derse girdiğinde kutuyu açar ve fare ölmüştür.Kutunun dört bir tarafında fare tarafından kemirilmiş yüzlerce çentik vardır.Profesör kutuyu tüm öğrencilerine göstererek farenin niçin öldüğünü sorar? Öğrencilerin bir kısmı açlıktan,bir kısmı susuzluktan,diğerleri de havasızlıktan öldüğünü söyler.Profesör öğrencilerine bilemediniz,bu fare kararsızlıktan öldü der.Bakın bu fare kutudan çıkabilmek için bir tarafı kemirmeye başlamış,daha sonra umudunu kaybetmiş diğer  tarafı kemirmeye başlamış,yüzlerce yere çentik atarak enerjisini kaybetmiş ve ölmüştür.Eğer bu fare kutudan çıkmak için enerjisini kutunun bir köşesini kemirmeye harcasaydı kutuyu delecek ve kurtulacaktı der. Kararsızlık öldürür. Yaptığımız her işte,her girişimde,her düşüncede kararlı olmak zorundayız....

Vicdan.

Vicdan, kişinin kendi ahlaki değerleri ile yapmış olduğu ya da yapmak istediklerini sorgulayan bir kişilik özelliğidir, bir iç sestir. Aynı zamanda adalet duygusudur. Nasıl ki adalet ile zulüm bir arada bulunamaz ise vicdanın olmadığı yerde merhamet de olamaz.      Yaşamımızın içerisinde  karşılaştığımız olaylarda, üzülmekle kalmayıp yardım etmeye başladığımız zaman merhamet eylemini harekete geçirmiş oluruz.Vicdanımız sessiz sedasız içimizde kaldığı sürece hiçbir anlam ifade etmez. Merhamet ve vicdanın olduğu her yerde başta sevgi ve saygı, barış ve kardeşlik olur. İnsan olmanın temel değerlerinden biri olan vicdan ve merhamet insanı geliştirir, olgunlaştırır, hayata daha geniş pencerelerden bakmasını ve düşünmeyi sağlar. Düşünen kişi sorgular, sorgulayan kişi doğruyu bulur.      Yaptığımız her işte, davranış ve hareketlerimizde, yaşantımızda ve ilişkilerimizde vicdanımıza soralım. Vicdanı rahatlatmak zordur. Biz kolay olanı yapalım. Vicdanımızın se...

Hissetmek çok güzel bir duygudur.

İnsan bilse de,hissetmeli... Hissetmek farklıdır... Bu sabah yerler ıslanmış,gökyüzü karanlık,biraz serin bir hava ile güne merhaba dedim.Büyük beton yığınlarının içerisinde ilerlerken,yerde sonbaharın en güzel habercisi sarı yaprakları gördüm.O sarı yapraklar...Şehirden biraz uzaklaşmayınca ya da köye kente gitmeyince görülmesi biraz zor olan sarı yapraklar.Görünen  birkaç tane ağaç vardı ve cılız gövdeleri ıslanmış,gece yağan yağmura ve esen rüzgara karşı direnmiş ama yinede başaramamışlardı.Yapraklarını bırakmışlardı.Derin bir nefes aldım ve ıslak asfalt kokusunu ciğerlerime doldurdum.Biliyordum birkaç saat sonra o yapraklardan hiçbir eser kalmayacak,sokak temizleyicileri onları toplayıp görüleceklerdi.O an Sonbaharda olduğumu bilsem de onu hissetmek çok farklı bir duyguydu... Güzel olan herşeyi yaşamak ve hissetmek umuduyla...